Ana içeriğe atla

Doç. Dr. Ali Olgun

Doç. Dr. Ali Olgun ile Söyleşi

Bugünkü röportajımızda, yalnızca cerrahi uzmanlığıyla değil, aynı zamanda eğitime olan tutkusu ve uluslararası iş birlikleriyle de tanınan, glokom ve katarakt cerrahisinin önemli isimlerinden Doç. Dr. Ali Olgun bizlerle. Dr. Olgun’un yolculuğunun, oftalmolojide mükemmelliğe, yenilikçiliğe ve mentörlüğe adanmış derin bir bağlılığı yansıttığına inanıyorum. Kendisiyle asistanlık yıllarının zorlukları, cerrahi tekniklerin evrimi, araştırmalar ve sosyal medya aracılığıyla göz sağlığını daha erişilebilir ve anlaşılır kılma misyonu üzerine konuştuk. Röportajın ilham verici detaylarını aşağıda okuyabilirsiniz. Keyifli okumalar!

Atanas: Merhaba Dr. Olgun, hoş geldiniz! Sizi oftalmoloji bloğumuzda ağırlamaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Göz sağlığı alanında olağanüstü bir kariyer inşa ettiniz, yolculuğunuzu dinlemek için sabırsızlanıyoruz.

Dr. Olgun: Teşekkür ederim Atanas. Burada olmaktan ve hikayemi paylaşmaktan son derece memnunum.

İlk İlham Kaynakları ve Oftalmoloji Tercihi

Atanas: En baştan başlayalım. Sizi tıp mesleğine ve özel olarak oftalmolojiye yönlendiren ne oldu?

Dr. Olgun: Çocukluğumdan beri insan vücudunun nasıl çalıştığına dair büyük bir merakım vardı ve göz organı beni her zaman büyülemiştir. Tıp fakültesindeyken izlediğim bir göz ameliyatını dün gibi hatırlıyorum; bu kadar küçük ve hassas bir organ üzerinde çalışmanın ne kadar olağanüstü bir şey olduğunu düşünmüştüm. Tıp eğitimimi Marmara Üniversitesi’nde tamamladım ve staj rotasyonlarım sırasında oftalmoloji açık ara öne çıktı.

Tıbbi bilginin, ileri teknolojinin ve bir insanın görme yetisini kelimenin tam anlamıyla yeniden kazandırma imkanının birleşimi bana ilham verdi. Ayrıca göz kliniğinde bana çok yardımcı olan harika bir mentörüm vardı; onun meslek tutkusu bana da bulaştı. İstanbul Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde uzmanlık eğitimi (asistanlık) için başvurduğumda, artık bir göz hastalıkları uzmanı olmak istediğimden emindim.

Asistanlık Yıllarının Zorlukları ve Edinilen Kazanımlar

Atanas: Uzmanlık eğitimi son derece yoğun geçebiliyor. Bu yıllarda karşılaştığınız en büyük zorluklar nelerdi ve bunların üstesinden nasıl geldiniz?

Dr. Olgun: Oftalmoloji asistanlığı son derece zorlu ama bir o kadar da tatmin edici bir süreçti. En büyük zorluklardan biri, cerrahi öğrenme eğrisiydi. İlk katarakt ameliyatınızı yaptığınız anı hayal edin; inanılmaz heyecanlı ve gergindim! Ancak kıdemli cerrahlar bana karşı çok sabırlı davrandı. İşin anahtarı pratik yapmaktı: Mikro-cerrahi becerilerimi geliştirmek amacıyla ıslak laboratuvarda (wet-lab) hayvan gözleri üzerinde çalışarak gece geç saatlere kadar kaldığım çok olmuştur.

Zaman yönetimi de bir diğer zorlu alandı; nöbetler ve acil vakalar nedeniyle sık sık uzun saatler çalışıyorduk. Hızlı öğrenmek ve aynı zamanda zihnen zinde kalmak zorundaydım. Duygusal zorluklar ise hasta sonuçlarıyla ilgiliydi; bazen cerrahi süreçler planlandığı gibi gitmeyebiliyor. Böyleden anlarda meslektaşlarıma ve mentörlerime sığındım. Zorlu vakaları çalışma gruplarında tartışmak son derece faydalı oldu. Ayrıca soğukkanlı bir zihnin ve sarsılmaz bir elin önemini kavradım; ameliyat öncesinde her şeyi iki kez kontrol etmek ve derin bir nefes almak gibi kişisel rutinler geliştirdim. Özetle; azim, ekip çalışması ve kesintisiz pratik, asistanlık sürecini çok daha güçlü ve özgüvenli bir şekilde tamamlamamı sağladı.

Glokom ve Katarakt Cerrahisinde Uzmanlaşma (MIGS, XEN, GAAT, Trabekülektomi vb.)

Atanas: Yıllar içinde, özellikle karmaşık katarakt vakalarında ve MIGS, XEN stent, hatta Paul implantı gibi ileri glokom tekniklerindeki cerrahi becerilerinizle tanınır hale geldiniz. Bu uzmanlık becerilerini nasıl geliştirdiniz?

Dr. Olgun: Bu kademeli bir süreçti. Kariyerimin ilk yıllarında standart katarakt ameliyatlarında ve temel glokom prosedürlerinde ustalaşmaya odaklandım. Deneyim kazandıkça ileri düzey eğitimlerin peşine düştüm. Örneğin, MIGS (Minimally Invasive Glaucoma Surgery – Minimal İnvaziv Glokom Cerrahisi) üzerine düzenlenen üst düzey atölye çalışmalarına ve wet-lab eğitimlerine katıldım. Bir XEN jel stent yerleştirmeyi veya goniyoskopi kılavuzluğunda ab-interno trabekülotomi (GATT/GAAT) uygulamayı öğrenmek, geleneksel bir trabekülektomiden çok daha farklı bir yaklaşım gerektirir. Bu tekniklerin öncülerinden dersler aldım, onlarla birlikte pratik yaptım ve cerrahi videoları defalarca izleyerek analiz ettim. Zamanla, daha az invaziv cerrahiye ihtiyaç duyan hastalarım için MIGS yöntemlerini pratiğime dahil etmeye başladım.

Aynı zamanda geleneksel teknikleri de hiçbir zaman göz ardı etmedim. Eğitimim sırasında çok sayıda standart trabekülektomi (TE) gerçekleştirdim; bu da bana komplikasyon yönetimi ve zorlu vakalarla başa çıkma konusunda sağlam bir temel kazandırdı. Trabekülektomide uzmanlaşmak cerrahi altyapımı güçlendirdi. XEN stent ve Paul Glaucoma Implant gibi yeni ekipmanlar kullanıma sunuldukça, dernekler ve üretici firmalar tarafından düzenlenen özel kurslara katıldım. Bu kurslarda kadavra gözleri üzerinde yapılan simülasyonlar son derece faydalı oldu.

Yoğun veya sublüksasyonlu (kaymış) mercekler gibi karmaşık katarakt cerrahileri için kapsüler germe halkaları (capsular tension rings) kullanımı ve göz içi merceklerinin skleral fiksasyonu gibi teknikleri öğrendim. Bunlar da yine deneyimli cerrahları gözlemleyerek ve ekstra eğitimler alarak gelişti. Benim için önemli olan her iki dünyanın da en iyi yönlerini birleştirmekti: Temel cerrahileri güvenli ve güvenilir tutarken, ihtiyacı olan hastalar için yeni yöntemleri benimsemek. Her yeni teknikte kendinizi tamamen konforlu hissetmeniz yıllar alır; dürüst olmak gerekirse, her vakadan hâlâ yeni bir şey öğreniyorum.

Akademik Unvanlar: FEBO, FICO, MRCSEd ve Anlamları

Atanas: FEBO, FICO ve MRCSEd gibi uluslararası derecelere sahipsiniz. Bize bu unvanların ne anlama geldiğini ve bunları neden hedeflediğinizi anlatabilir misiniz?

Dr. Olgun: Elbette. Bunlar, üst düzey bir eğitim ve bilgi birikimini simgeleyen profesyonel üyelik ve yeterlilik unvanlarıdır.

  • FEBO (Fellow of the European Board of Ophthalmology), zorlu bir sınavı geçerek göz cerrahisinde Avrupa standartlarını karşıladığınız anlamına gelir.
  • FICO (Fellow of the International Council of Ophthalmology), dünya çapında tanınan bir diğer kapsamlı sınav ve sertifikasyon programıdır.
  • MRCSEd (Member of the Royal College of Surgeons of Edinburgh) ise Edinburgh Kraliyet Cerrahlar Koleji Üyeliği olup, küresel düzeyde saygınlığı olan genel bir cerrahi yeterlilik unvanıdır.

Bu sınavlara hazırlanmak son derece zorluydu. Asistanlıkta öğrendiklerimin çok ötesinde teorik ve pratik vakaları çalışarak aylar geçirdim. Bunu neden yaptım? Birkaç sebebi var: İlk olarak, tıbbi bilgimi derinleştirdi. FICO ve FEBO sınavlarına çalışmak, günlük pratikte her gün karşılaşmadığım spesifik alanları da kapsamlıca öğrenmemi sağladı.

İkincisi, bu unvanlar hastaların ve meslektaşların, uluslararası yüksek standartlarda test edildiğinize dair güven duymasına yardımcı oluyor. Ayrıca uluslararası alanda kapılar açıyor; örneğin yurt dışı kurum başvurularında bu belgeler, global düzeydeki meslektaşlarınızla aynı yeterlilikte olduğunuzu kanıtlıyor. Son olarak, bu benim için kişisel bir gelişim hedefiydi. Her bir unvan, kendimi sınadığım önemli birer mil taşı oldu.

Uluslararası Deneyimler ve Etkileri

Atanas: Son olarak Erbil (Irak) ve Türkiye’deki büyük kliniklerde olmak üzere uluslararası alanda da çalıştınız. Bu deneyimler becerilerinizi ve bakış açınızı nasıl şekillendirdi?

Dr. Olgun: Farklı ülkelerde çalışmak ufuk açıcı bir deneyimdi. Öğrendiğim en önemli şey şu oldu: Her bölgede hasta profili ve mevcut kaynaklar farklılık gösterebiliyor. Örneğin, şu an görev yaptığım Erbil’deki West Eye Hospital’da çok farklı bölgelerden gelen ve bazen hastalığı oldukça ilerlemiş vakalarla karşılaşıyorum. Kaynaklar büyük bir İstanbul kliniğiyle birebir aynı olmayabileceği için tekniklerimi adapte etmeyi ve hızlı, pratik kararlar almayı öğrendim.

İstanbul’daki Dünya Göz ve Venividi gibi özel hastanelerde yüksek teknolojiye sahip ekipmanlar ve yüksek vaka hacmi vardı; bu da cerrahi pratiğimi seri şekilde keskinleştirmemi sağladı. Kamu hastanelerindeki uzmanlık eğitimim sırasında ise herkese açık sağlık hizmeti sunulduğu için, pek çok travma vakası da dahil olmak üzere geniş bir yelpazede patoloji görme imkanım oldu. Farklı geçmişlere sahip meslektaşlarla çalışmak ve öğretim süreçlerinde bulunmak, beni kültürel açıdan daha duyarlı ve esnek kıldı.

Her uluslararası deneyim bana yeni bir şey öğretti; gerek dil dinamiklerini kavramak gerekse farklı sağlık sistemlerindeki hasta yaklaşımlarını anlamak açısından. Aynı zamanda küresel bir ağ kurmama da yardımcı oldu; dünya genelinde kongrelere katılarak yabancı uzmanlardan en güncel teknikleri öğrenme fırsatı buldum. Genel olarak yurt dışı deneyimlerim, iyi tıbbın sınır tanımadığını, ancak içinde bulunulan koşullara uyum sağlamanın ve esnek olmanın şart olduğunu kanıtladı.

Araştırmalar ve Öne Çıkan Yayınlar (GAAT, XEN, Paul İmplantı)

Atanas: GATT/GAAT, XEN stent ve Paul Glaucoma Implant gibi glokom konularında birçok araştırma makalesi kaleme aldınız. Öne çıkan bulgularınızdan ve bunların klinik pratiğe yansımalarından bahseder misiniz?

Dr. Olgun: Kesinlikle. Şimdiye kadarki araştırmalarım ağırlıklı olarak farklı cerrahi yöntemlerin karşılaştırılması ve klinik sonuçların incelenmesine odaklandı. Yürüttüğümüz çalışmalardan birinde, XEN jel stent ile geleneksel trabekülektomiyi kornea endotel hücre sağlığı açısından karşılaştırdık. En azından kısa vadede, XEN uygulanan hastaların trabekülektomi yapılanlara kıyasla çok daha az endotel hücresi kaybettiğini tespit ettik. Yalın bir dille söylemek gerekirse, XEN’in kornea dokusuna karşı daha hassas ve koruyucu olduğu görüldü. Bu klinik olarak, halihazırda kornea hücre sayısı düşük olan hastalar için (örneğin bazı yaşlı hastalar) iç korneayı korumak adına XEN stentin daha güvenli bir seçenek olabileceğini gösteriyor.

Bir diğer projede, açık açılı glokomda kullanılan iki minimal invaziv teknik olan XEN stent ile goniyoskopi kılavuzluğunda translüminal trabekülotomiyi (GATT) karşılaştırdık. Bu çalışma her iki yöntemin de göz içi basıncını etkili bir şekilde düşürdüğünü, ancak XEN stentin ortalamada basıncı ve damla ihtiyacını biraz daha fazla azaltma eğiliminde olduğunu gösterdi. Bu çalışma cerrahlara şu mesajı veriyor: Seçenekleriniz mevcut ve tercihinizi hastanın ihtiyacına göre özelleştirebilirsiniz. Çok düşük bir hedef basınca ihtiyacınız varsa XEN daha uygun olabilir; herhangi bir implant kullanmaktan kaçınmak istiyorsanız GATT halen güçlü bir seçenektir.

Ayrıca, goniyoskopi kılavuzluğunda trabekülotomi (GAAT veya GATT) üzerine yapılan kombinasyon çalışmalarında yer aldım. Örneğin bir yayınımızda, ileri evre glokomda tek başına GATT ile GATT + mikropuls lazer kombinasyonunu inceledik. İleri vakalarda mikropuls lazer eklendiğinde göz içi basıncında daha da belirgin bir düşüş elde ettiğimizi gördük. Bu tür araştırmalar, standart cerrahinin yetersiz kaldığı durumlarda hekimlerin bir sonraki adımda neyi denemeleri gerektiği konusunda yol gösterici oluyor.

Son olarak, görece yeni bir glokom şantı olan Paul Glaucoma Implant üzerine yakın zamanda yapılan bir çalışmanın yazarlarından biri oldum. Bu çalışmada, dirençli konjenital glokomu olan çocuklara (birden fazla cerrahi geçirmesine rağmen göz içi basıncı düşmeyen çocuklar) Paul implantı uyguladık. Sonuclar son derece umut vericiydi: Bu zorlu vakaların çoğunda ameliyat sonrası basınçta belirgin bir düşüş sağlandı ve güvenlik profili kabul edilebilir düzeydeydi. Bu heyecan verici bir gelişme, çünkü çocukluk çağı glokomlarının tedavisi son derece güçtür ve Paul implantı gibi yeni bir araca sahip olmak bu çocukların klinik gidişatını ciddi şekilde değiştirebilir.

Özetle, tüm bu yayınlar klinik kararlarımıza kanıta dayalı zemin oluşturmakla ilgilidir. Cerrahların “MIGS mi yoksa klasik trabekülektomi mi yapmalıyım?”, “XEN bu hasta için daha mı uygun?” veya “Bu yeni implant kullanmaya değer mi?” gibi sorularına yanıt bulmalarına yardımcı oluyoruz. Günün sonunda araştırma yapmak, her hastadan öğrenme ve bir sonraki adıımı geliştirme yöntemidir.

Genç Oftalmologlara Tavsiyeler

Atanas: Özellikle glokom ve katarakt cerrahisine ilgi duyan genç oftalmologlara ne tür tavsiyelerde bulunursunuz?

Dr. Olgun: Sıkça paylaştığım birkaç temel tavsiyem var:

  • Önce Temel Konularda Ustalaşın: Karmaşık vakalara geçmeden önce standart katarakt ameliyatlarını mükemmelleştirmek için bolca zaman harcayın. O temel cerrahi beceriler, inşa edeceğiniz her şeyin altyapısını oluşturur.
  • Mentörlük Arayışında Olun: Bilgisini paylaşmaktan çekinmeyen deneyimli bir cerrah bulun. Ameliyathanede bir mentörü izlemek ve ona asist etmek paha biçilemezdir. En basit görünen soruları bile sormaktan asla çekinmeyin.
  • Sürekli Öğrenin: Oftalmoloji sürekli gelişen bir alan. Dergileri okuyun, cerrahi videolar izleyin, kongrelere ve webinarlara katılın. AAO dersleri veya cerrahi video kütüphaneleri gibi harika çevrim içi platformlar var; imkan buldukça bunlardan yararlanın.
  • Pratik, Pratik, Pratik: Mümkünse ameliyat simülasyonlarını veya wet-lab imkanlarını kullanarak cerrahi adımları tekrar edin. Gerçek ameliyatlar dışında bile modeller veya hayvan gözleri üzerinde çalışabilirsiniz. Kas hafızası bol tekrarla gelişir.
  • Sabırlı ve Soğukkanlı Olun: Cerrahi süreçler öngörülemez olabilir. Bir vaka zorlaştığında sakin ve sistematik kalın. Bazen durmak, durumu yeniden değerlendirmek ve strateji değiştirmek en güvenli yoldur.
  • Hastalarla İyi İletişim Kurun: Bu bir cerrahi beceri gibi görünmeyebilir, ancak prosedürleri açıklamak ve güven bağı kurmak her şeyin daha pürüzsüz ilerlemesini sağlar. Rahatlamış bir hasta, cerrahi açıdan da daha uyumlu bir hastadır.
  • Ağ Kurun ve İş Birliği Yapın: Bir glokom derneğine veya çevrim içi mesleki forumlara katılın. Dünyanın dört bir yanındaki meslektaşlarla zorlu vakaları tartışmak yeni bakış açıları kazandırır. Instagram veya Twitter (tıbbi hesaplar) gibi platformlar sizi dünya çapındaki uzmanlarla buluşturabilir.

Kısacası, mütevazı ve meraklı kalın. Her hasta ve her ameliyat öğrenmek için bir fırsattır. Çok çalışmaya devam ederseniz, zamanla elleriniz ve mesleki öngörünüz çok daha güvenilir hale gelecektir.

Instagram Varlığı: @doktorite

Atanas: @doktorite kullanıcı adıyla on binlerce takipçisi olan aktif bir Instagram hesabınız var. Bu hesabı açma hikayeniz nedir ve nasıl bir etki yarattı?

Dr. Olgun: (Gülüyor) Aslında hikaye oldukça basit. İstanbul’da üst ihtisas (fellowship) yaparken, Instagram’da ilgi çekici bazı cerrahi videoları ve vaka tartışmalarını paylaşmaya başladım. Kullanıcı adı olarak “doktorite”yi, “doktor” kelimesine sempatik bir dokunuş olarak seçmiştim. Başlangıçta bunu sadece eğlence amaçlı ve birkaç meslektaşımla bilgi paylaşımı yapmak için başlatmıştım. Ancak kısa sürede takipçi sayısı hızla arttı; sadece doktorlar değil, göz sağlığı hakkında bilgi edinmek isteyen hastalar da takip etmeye başladı.

Böylece misyon netleşti: Oftalmolojiyi eğitici ve anlaşılır kılmak. (Elbette hasta onayı alarak) cerrahi kesitler, soru-cevap oturumları ve göz hastalıklarıyla ilgili bilgilendirici grafikler paylaşıyorum. Bunları samimi ve anlaşılır bir dille sunmaya çalışıyorum. Instagram zamanla çift taraflı bir iletişim kanalına dönüştü. Hastalar sorular soruyor, ben de onları doğru kaynaklara yönlendiriyorum. Genç doktorlar teknik ipuçları soruyor, ben de yanıtlayıp kaynak linkleri paylaşıyorum.

Yarattığı etki gerçekten yüreklendirici. Birçok genç cerrah videolarımı izleyerek yeni teknikler öğrendiğini ya da benzer zorluklarla karşılaştığımı görerek yalnız olmadıklarını hissettiklerini belirtti. Hatta bazı hastalar, durumlarını anlaşılır bir dille açıkladığım için kişisel mesaj atıp teşekkür ediyor. Güzel bir topluluk oluştu.

Kişisel olarak @doktorite hesabını yönetmek benim de güncel ve zinde kalmamı sağlıyor, çünkü tıp kavramlarını topluluk önünde açıklıyorsunuz. Bu süreç kimliğimin bir parçası haline geldi. Sosyal medyanın engelleri kaldırmak ve tıbbın insani yönünü göstermek adına güçlü bir araç olduğuna inanıyorum. Ancak elbette mesleki sınırları koruyorum; bu nedenle hesabı kişisel yaşamımdan ziyade ağırlıklı olarak eğitim amacıyla kullanıyorum. Olumlu bir etki yaratmış olmasından dolayı minnettarım ve bu durum bana bilgi paylaşımı konusunda ilham vermeye devam ediyor.

Önerilen Kurslar ve Çevrim İçi Kaynaklar

Atanas: Glokom ve katarakt cerrahisinde kendini geliştirmek isteyenlere hangi eğitim kaynaklarını veya kursları önerirsiniz?

Dr. Olgun: Piyasada çok nitelikli kaynaklar mevcut. Birkaç kategori ve örnek vermek gerekirse:

  • Uygulamalı Cerrahi Kursları: Wet-lab atölyelerine ve simülasyon kurslarına yönelin. Örneğin ESASO veya ASCRS masterclass programlarında genellikle MIGS ve karmaşık katarakt cerrahisine özel oturumlar düzenlenir. Moorfields veya Dominican Eye Doctors gibi bir eğitim merkezinde kısa süreli cerrahi gözlemci/fellow olmak paha biçilemezdir.
  • Dernek Kongreleri ve Webinarlar: Amerikan Oftalmoloji Akademisi (AAO), Avrupa Glokom Derneği (EGS), Asya-Pasifik Akademisi gibi kurumların yıllık toplantıları ve çevrim içi webinarları bulunur. Bunlar sadece cerrahi teknikleri öğretmekle kalmaz, alanında lider isimlerin derslerine erişim sağlar.
  • Çevrim İçi Video Kütüphaneleri: EyeTube, CataractCoach (Dr. Zeiter’ın YouTube kanalı), YouTube @doktorite kanalı veya AAO Basic and Clinical Science Course videoları çok faydalıdır. Kayıtlı ameliyatları YouTube veya özel uygulamalar üzerinden izlemek teknik detayları görmenizi sağlar.
  • Journal Club’lar ve Vaka Tartışmaları: WhatsApp veya Telegram üzerindeki online oftalmoloji gruplarına katılın ya da oftalmoloji podcast’lerini takip edin. Dünyanın dört bir yanından meslektaşlarla gerçek vakaları tartışmak yeni ufuklar açar.
  • Sosyal Medya ve Bloglar: Bahsettiğimiz gibi @doktorite, @essutrainee veya @eyedocsocial gibi Instagram hesapları günlük pratik bilgiler paylaşıyor. Ayrıca LinkedIn veya Facebook üzerindeki mesleki gruplar da (örneğin European Glaucoma Society grubu) oldukça bilgilendiricidir.
  • Kitaplar ve Çevrim İçi Metinler: Klasik kaynakları göz ardı etmeyin. “Wills Eye Manual” veya “EyeWiki” gibi rehberler hem klinik bilgi hem de cerrahi teknikler için harika başvuru kaynaklarıdır.

Dengeli bir kombinasyon hem teorik altyapınızı hem de pratik becerilerinizi geliştirecektir. Ayrıca bölgenizdeki yerel kurs ve atölyelerin de, özellikle pratik yapma imkanı sunuyorlarsa, son derece etkili olabileceğini unutmayın.

Çalışma Hayatının ve Eğitimin Geleceğine Dair Vizyon

Atanas: Geleceğe baktığınızda, alanınızda ve cerrahi eğitimde nasıl bir dönüşüm öngörüyorsunuz?

Dr. Olgun: Gelecek adına gerçekten heyecanlıyım. Teknoloji, oftalmolojiyi dönüştürmeye devam edecek. Örneğin, yapay zekanın süreçlere daha fazla entegre olmasını bekliyorum; belki glokomu daha erken teşhis etmemize veya ameliyat sırasında bize rehberlik etmesine katkı sağlayacak. Göz cerrahisinde robotik destek de ufukta görünen gelişmelerden biri. Bu ilerlemelerin bir parçası olmayı sürdürmeyi hedefliyorum.

Eğitim açısından bakıldığında, öğrenim süreçlerinin çok daha etkileşimli ve kapsayıcı hale geleceğini düşünüyorum. Sanal gerçeklik simülatörleri her geçen gün gelişiyor; böylece kursiyerler hastaya dokunmadan önce gerçekçi koşullarda ameliyat pratiği yapabiliyor. Simülasyon eğitim programlarıyla iş birliği yaparak bu süreci desteklemeyi planlıyorum. Ayrıca küresel erişilebilirliğin artmasıyla, farklı ülkelerdeki genç cerrahlar sanki komşuymuşçasına çevrim içi ortamda iş birliği yapabilecek ki bu harika bir durum.

Kendi çalışmalarım adına ise klinik pratiği, öğretim faaliyetlerini ve araştırmayı bir arada yürütmeye devam etmek istiyorum. Yerel düzeyde —örneğin Türkiye’de veya bölgemizde— uygulamalı glokom cerrahisi kursları gibi daha yapılandırılmış cerrahi eğitim atölyeleri kurmayı çok isterim. Sosyal medyada ve dijital platformlarda eğitim ağımı genişletmeyi, belki @doktorite kanalı üzerinden canlı dersler veya etkileşimli webinarlar başlatmayı hedefliyorum.

Hepsinden önemlisi, tüm bu gelişmelerden nihai olarak hastaların faydalanmasını arzuluyorum. Gelişmiş eğitim yöntemleriyle daha fazla cerrah güvenli ve etkili tekniklerde uzmanlaşacak. Paul implantı gibi yeni araçlar sayesinde, aksi takdirde görmesini kaybedebilecek daha fazla hasta sağlığına kavuşacak. Hem ameliyathanede hem de gelecek nesli eğitme hususunda bu pozitif değişimin bir parçası olmak istiyorum.

Genç Hekimlere Kapanış Mesajı

Atanas: Son olarak, mesleki yolculuklarının henüz başında olan genç hekimlere iletmek istediğiniz bir mesaj var mı?

Dr. Olgun: Genç meslektaşlarıma şunları söylemek isterim: Merakınızı ve merhametinizi her zaman koruyun. Tıp uzun ve meşakkatli bir yol; zorlu günler olacaktır ama bu mesleğe neden başladığınızı asla unutmayın. Aksaklıklar karşısında cesaretiniz kırılmasın; her hata, sizi daha iyiye taşıyan bir derstir. Kendinize mentörler bulun ama günün birinde kendinizin de bir mentör olmaya hazırlanması gerektiğini unutmayın. Yorgun olduğunuzda bile öğrenmeye devam edin, çünkü edindiğiniz her bilgi birikimi becerilerinize güç katar. Kendi sağlığınıza ve esenliğinize de özen gösterin; dinlenmiş ve sağlıklı bir doktor, hastaları için en faydalı doktordur. Ve unutmayın, hastalarınıza göstereceğiniz empati ve sabır, tıbbi becerileriniz kadar önemlidir. Çok çalışın, mütevazı kalın ve tutkunuzu her zaman canlı tutun. Tüm bunları yaparsanız, tatmin edici bir kariyer inşa eder ve insanların hayatında gerçek bir fark yaratırsınız.

Atanas: Değerli deneyimlerinizi ve öngörülerinizi bizlerle paylaştığınız için çok teşekkür ederiz Dr. Olgun. Okuyucularımızın da bu sohbeti en az benim kadar ilham verici ve bilgilendirici bulacağına eminim. Gelecek çalışmalarınızda başarılar dilerim!

    Röportajı Yapan: Dr. Atanas Bogoev, FEBO

    Dr. Atanas Bogoev, FEBO; konsültan oftalmolog, göz cerrahı ve Ophthalmology24’ün kurucu ortağıdır. Harvard Medical School, Oftalmo University gibi kurumlarda uluslararası eğitimler almış ve Toronto’daki GAASS programı gibi gözlemcilik süreçlerini tamamlamıştır. Cerrahi deneyimini eğitime olan tutkusuyla birleştirerek, en iyi cerrahi uygulamaları ve klinik birikimleri erişilebilir kaynaklara dönüştürmektedir.

    Kaynak Notu: Bu röportaj ilk olarak Ophthalmology24 platformunda İngilizce olarak yayımlanmış olup, izinle / aslına uygun olarak Türkçe çevirisi yayınlanmıştır.